Dün akşam toplantıdan dönerken Eminönü’nde bir de ne görelim: Balık-Ekmek tekneleri geri dönmüş. Ne kadar sevindik bilemezsiniz. Uzun süren toplantının ardından hazine bulmuş gibiydik. Malum: bu kayıkların balıkları buzhane balığıdır. Ama burada, bu şekilde yemenin de tadı ayrıdır.
Nitekim daha önce galata köprüsünün altında çeşitli mekanlardaki denemelerimizde aynı tadı alamamıştık. İlk birer ekmekten sonra hepimizin gözlerinde aynı mutluluk vardı. Fatih ikincisinden sonra üçüncü balık-ekmek için “Acaba?” diye düşünürken onu fazla olacağına ikna etmek zor oldu ama sonunda başarılı olduk.
Yolunuz Eminönü’ne düşerse mutlaka siz de balık-ekmeğin muhteşem dönüşüne şahit olun. Şiddetle tavsiye ederiz.
Bilişim dünyasındaki klişeler arasında en meşhur olanlarından biridir bu atasözü. Yurtdışındaki örnekleri çok farklı olmasına rağmen ülkemizde neredeyse bütün bilişim firmalarının sitelerinin kötü, eksik, güncellenmeyen veya henüz hazırlanmamış olduğunu görürsünüz. Oysa çok kaliteli işler yapan, büyük projelere imza atan ve sürekli kendini yenileyip, geliştiren bir çok şirketimiz var. Bu durumun bir çok sebebi ve açıklaması olabilir elbette. İsterseniz kaba bir genellemeyle bunu hizmet sektöründeki tüm firmalara da yayabilirsiniz. Daha da abartırsak durum Russel’in Paradoksu‘na kadar dayanabilir.
(Read More)
Bilişimciler (namı diğer bilgisayarcılar) genelde kıt espri yeteneğine sahipler kişilerdir. Hatta bir o kadar asosyallerdir de… Bu yazının başlığı da içimizdeki en asosyal sınıf olduğuna inandığım yazılımcıların efsane klişesidir. Herhangi bir programlama dilini öğremek isteyen insanların, bir programlama dilinde ilk geliştirdikleri uygulama ekrana “Hello World!” yazdırmaktır. Arkadaşlar blog geçmişime güvendiklerinden olsa gerek, şirket bloguna ilk yazıyı yazmamı istediklerinde bu başlığı seçeceğimi bilselerdi herhalde vazgeçerlerdi. Sadede gelelim: Bu ilk yazımız ve genç şirketimiz blogu ile beraber “Merhaba Dünya!” diyor.
(Read More)