Bilişim dünyasındaki klişeler arasında en meşhur olanlarından biridir bu atasözü. Yurtdışındaki örnekleri çok farklı olmasına rağmen ülkemizde neredeyse bütün bilişim firmalarının sitelerinin kötü, eksik, güncellenmeyen veya henüz hazırlanmamış olduğunu görürsünüz. Oysa çok kaliteli işler yapan, büyük projelere imza atan ve sürekli kendini yenileyip, geliştiren bir çok şirketimiz var. Bu durumun bir çok sebebi ve açıklaması olabilir elbette. İsterseniz kaba bir genellemeyle bunu hizmet sektöründeki tüm firmalara da yayabilirsiniz. Daha da abartırsak durum Russel’in Paradoksu‘na kadar dayanabilir.
Bir bilişimci size yaptığı işleri anlatırken son istediği şey kendi sitesine bakmanızdır. Zira bütün portföyden etkilendikten sonra karşınıza çıkan site gayri ihtiyari ağzınızdan şu kelimeler çıkar: “Bu mu?” İşte klişemiz burada devreye girer: “Terzi kendi söküğünü dikemez!”. İşler arasında boğulmuşken kendi sitemizin işiyle nasıl uğraşalım değil mi ama? Internet, reklam, pazarlama, e-ticaret gibi kavramlar üzerine binbir nutuk çekip, web sitelerinin öneminden bahseden bizlerin kendi sitelerimize bakamıyor oluşumuz hayli ironik.
Bana kalırsa bu durum; terzi olarak bizlerin herkese çok şık elbiseler dikerken, üstümüzdeki sökük ile ilgilenememizden kaynaklanıyor. Dikebilmek için öncelikle üstümüzdeki elbiseyi çıkarmamız lazım. Böyle diyerek işin içinden sıyrılabiliriz ya da hakikaten şu sökük meselesine bir çare bulabiliriz.