Sahura Kadar Açığız

Ekim 2nd, 2007

Ramazan Sultanahmet’e bir başka gelir. Biz de şirketteki ilk ramazanımızı yaşarken, Sultanahmet’te olmanın keyfini sonuna kadar çıkardık. Buradaki geleneksel aktiviteler iş çıkışı bizi dinlenmekten mahrum eder hale geldi. Bünyelere yoğun türk kahvesi ve nargile depolandı. Helvalar, macunlar, tatlılar ve şuruplar da cabası. Saatler süren sohbetlerinin ana konusun internet eksenli olması ortamla biraz tezat oluştursa da fazla aldırmadık.

Read the rest of this entry »

Leyleği Havada Gördük

Eylül 8th, 2007

Tam da planladığımız gibi hazırlıklarımızı tamamlayıp, Eylül ayı itibariyle tanıtım çalışmalarına start verdik. İstanbul kazan, biz kepçe dolaşırken; bir yandan yeni iş ortaklıkları kuruyor, bir yandan da yeni dostlar ediniyoruz. Ofiste duramaz olduk. Her gidilen toplantıdan keyifli anılarla dönerken yenileri için daha da heyecanlanıyoruz.

Tabi bu durum ilginç hallere de sebep olabiliyor. Günde bazen dört-beş toplantının set edildiği oluyor. Sabah çıkıp, akşam ofise dönene dek oradan oraya koşarken; yorgunluk hissetmek bir yana, bir süre sonra kendimizi araba ile bütünleşmiş gibi görmeye başladık. Bu “seferi” halin ben de alışkanlığa dönüşmesinden korkuyorum. Bu aralar gözünüz yolda olsun, size de gelebiliriz.

Balık-Ekmeğin Muhteşem Dönüşü

Ağustos 24th, 2007

Balık-EkmekDün akşam toplantıdan dönerken Eminönü’nde bir de ne görelim: Balık-Ekmek tekneleri geri dönmüş. Ne kadar sevindik bilemezsiniz. Uzun süren toplantının ardından hazine bulmuş gibiydik. Malum: bu kayıkların balıkları buzhane balığıdır. Ama burada, bu şekilde yemenin de tadı ayrıdır.

Nitekim daha önce galata köprüsünün altında çeşitli mekanlardaki denemelerimizde aynı tadı alamamıştık. İlk birer ekmekten sonra hepimizin gözlerinde aynı mutluluk vardı. Fatih ikincisinden sonra üçüncü balık-ekmek için “Acaba?” diye düşünürken onu fazla olacağına ikna etmek zor oldu ama sonunda başarılı olduk.

Yolunuz Eminönü’ne düşerse mutlaka siz de balık-ekmeğin muhteşem dönüşüne şahit olun. Şiddetle tavsiye ederiz.

Terzi Kendi Söküğünü Dikemezmiş

Ağustos 16th, 2007

Bilişim dünyasındaki klişeler arasında en meşhur olanlarından biridir bu atasözü. Yurtdışındaki örnekleri çok farklı olmasına rağmen ülkemizde neredeyse bütün bilişim firmalarının sitelerinin kötü, eksik, güncellenmeyen veya henüz hazırlanmamış olduğunu görürsünüz. Oysa çok kaliteli işler yapan, büyük projelere imza atan ve sürekli kendini yenileyip, geliştiren bir çok şirketimiz var. Bu durumun bir çok sebebi ve açıklaması olabilir elbette. İsterseniz kaba bir genellemeyle bunu hizmet sektöründeki tüm firmalara da yayabilirsiniz. Daha da abartırsak durum Russel’in Paradoksu‘na kadar dayanabilir.
Read the rest of this entry »

Merhaba Dünya!

Ağustos 10th, 2007

Bilişimciler (namı diğer bilgisayarcılar) genelde kıt espri yeteneğine sahipler kişilerdir. Hatta bir o kadar asosyallerdir de… Bu yazının başlığı da içimizdeki en asosyal sınıf olduğuna inandığım yazılımcıların efsane klişesidir. Herhangi bir programlama dilini öğremek isteyen insanların, bir programlama dilinde ilk geliştirdikleri uygulama ekrana “Hello World!” yazdırmaktır. Arkadaşlar blog geçmişime güvendiklerinden olsa gerek, şirket bloguna ilk yazıyı yazmamı istediklerinde bu başlığı seçeceğimi bilselerdi herhalde vazgeçerlerdi. Sadede gelelim: Bu ilk yazımız ve genç şirketimiz blogu ile beraber “Merhaba Dünya!” diyor.

Read the rest of this entry »